ULUSLARARASI TELEKOMÜNİKASYON BİRLİĞİ GENEL KURULU
TOPLANTISI AÇILIŞ KONUŞMASI
(6 KASIM 2006 - ANTALYA)
Sayın Genel Sekreter,
Değerli Katılımcılar…
Öncelikle hoş geldiniz diyor, sizleri
saygıyla selamlıyorum. Bugün burada, uluslararası toplumu çok
yakından ilgilendiren bir Genel Kurulun açılış töreninde aranızda olmaktan
büyük memnuniyet duyuyorum.
Bu önemli toplantıda alınacak kararlar, gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerin geleceklerini yakından ilgilendiriyor.
Günümüzde gerek hükümetler, gerek düzenleyici otoriteler,
gerekse yatırımcılar, alacakları kararlarda Uluslararası Telekomünikasyon
Birliği Genel Kurulu sonuçlarını dikkatle takip ediyorlar.
Hükümet olarak biz, bu alanda uluslararası ve bölgesel
işbirliklerine büyük önem veriyoruz. Zira, sermaye, bilgi ve
emeğin, iletişim teknolojileri sayesinde serbestçe dolaştığı günümüzde,
uluslararası ve bölgesel işbirlikleri de kaçınılmaz hale gelmiştir.
Değerli Katılımcılar… Uluslararası
Telekomünikasyon Birliği 1865 yılında, dünyanın küresel bir köye
dönüşmesinden, yani iletişim uydularının uzaya fırlatılmasından 100 yıl
kadar önce kurularak, bugünleri öngörme başarısı göstermişti.
Zamanın giderek daha çok hızlandığı, eskiden yüzyılları alan değişimlerin
artık bir kaç yılda yaşandığı çağımızda sanırım bizleri nasıl bir geleceğin
beklediğini öngörebilmek daha değerli bir hale gelmiştir.
Zira dünyanın nereye doğru gittiğini göremeden bu kadar hızlı ilerleyen bir
değişime ayak uydurmanız da mümkün olmaz. İletişim devrimi,
bütün bu değişimlerin hayatlarımızı ve geleceğimizi en köklü biçimde
dönüştürmüş olanıdır. Radyo, televizyon ve nihayet iletişim
uydularıyla başlayan bu kültürel devrim, internet ile bugün hala devam
ediyor. Yarın ne olacağı belli değil. Aramızdaki fiziksel
mesafeleri kısaltıyor, sınırları ortadan kaldırıyor.
Dünyamızı giderek daha da küçültüyor. Bütün
bunlara 'küreselleşme' gerçeği diyoruz. Bildiğiniz gibi,
dünya devletleri eskiden beri çeşitli kategorilere ayrılmıştır.
Ancak bugün iletişim devriminden sonra zayıf yada güçlü devlet kriterlerinin
de artık değişmeye başladığına tanık oluyoruz. Artık sadece
askeri yada ekonomik güçleri, devletlerin dünya içindeki yerini ve
etkinliğini belirlemeye yetmiyor. Devletler küresel sisteme
entegre olanlar ve olamayanlar diye ikiye ayrılıyor. Alt
kategorilerde de, küresel sisteme entegre olmaya namzet yada
başarısızlıkları tescillenmiş olanlar şeklinde de tanımlamalar yapıldığını
görüyoruz. Bense devletleri internet terminolojisiyle şöyle
sınıflandırıyorum: Online devletler ve off-line devletler. Ve
büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki, Türkiye son yıllarda
gerçekleştirdiğimiz büyük atılımlarla artık 24 saat online(ONLAYN) bir
devlettir.
Türkiye’nin erişim dışı olduğu hiçbir alanın kalmaması için bilgi toplumuna
dönüşüm çalışmalarımızı büyük bir hızla sürdürüyoruz. Türkiye
kendi vatandaşları için de, küresel sistemin her hangi bir noktasında
bulunan kişi yada kurumlar için de ihtiyaç halinde hattın öbür ucunda
hazırdır.
Dünyaya açık bir toplum, dünyaya açık bir ekonomi.
Bizim Türkiye vizyonumuz işte budur. Değerli
Dostlar… Bilgi toplumu olma yolunda attığımız adımlarla
ülkemizde son yıllarda, internet abone sayısında büyük artış olmuştur.
2002’de 1 milyon 300 bin olan bu sayı, bugün 2,5 milyona yaklaşmıştır.
ADSL abone sayısı da 2 milyonu aşmış, ülkemizdeki internet
kullanıcısı 16 milyon kişiye ulaşmıştır.
Hayata geçirdiğimiz yeni projelerle Internet kullanımı daha
da artacaktır.
E-Devlet ve e-Dönüşüm projelerine de büyük önem veriyoruz.
Bu projeler ile münferit çalışmaları tek çatı altında toplayarak, vatandaş
odaklı, katılımcı, şeffaf, etkin, daha kaliteli ve hızlı kamu hizmeti
sunmayı hedefledik. Bu alanda önemli bir mesafe kat ettik.
Bakınız, başlattığımız bu iletişim hamlesiyle bir yandan
e-Dönüşüm’ü gerçekleştirerek kamu hizmetlerinde hız ve verimliliği
artırıyor, bir yandan da yeni nesilleri geleceğe hazırlamak için gerekli
adımları atıyoruz. Onun için okullarımızı en son
teknolojilerle destekliyoruz.
Bu doğrultuda okullarımızda bilişim teknolojileri sınıfları
kurduk. Okullarımızın büyük bir kısmını ADSL ile hızlı
internet imkanına kavuşturduk.
2003 yılında sadece bin 742 okulumuzda internet vardı.
2004 yılında 12 bin 14, 2005 yılında da 7 bin 835 okulumuzu
daha internet imkânına kavuşturduk.
Bu yılın sonuna kadar 17 bin 502 okulumuzu daha internetle
buluşturacağız. Bugün artık, ilköğretim öğrencilerimizin
yüzde 82'si, lise ve dengi okul öğrencilerimizin yüzde 95'i internetle
bilgiye daha hızlı ve daha kolay ulaşıyor. Ancak bilgi ve
iletişim teknolojilerine sahip olmak, tam anlamıyla bir bilgi toplumu
olabilmek için tek başına yeterli değildir.
Bunu gerçekleştirmenin yolu, toplumu etkileyen tüm alanlarda
ciddi bir dönüşümün gerçekleştirilmesinden geçiyor. Onun için
biz, insanımızın bilgi toplumunun gerektirdiği niteliklere ve dinamizme
kavuşturulmasına yönelik adımlar atmaya da devam ediyoruz.
Değerli Katılımcılar… Böylesine hızla gelişen bir alanda,
yenilenen teknolojilerin aynı hızla insanların hizmetine sunulabilmesi için
önemli düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç olduğunu hepimiz biliyoruz.
Onun için biz, kendi değerlerimize bağlı kalarak günümüzün
hızla değişen ekonomik, sosyal ve kültürel şartlarına uyum sağlamak üzere
gerekli çalışmaları yürütüyoruz.
Dünyadaki eğilimlere paralel olarak kamu faaliyetlerinin
daraltılması, bürokrasinin azaltılması, özelleştirme ve serbestleşme yolunda
ciddi adımlar attık. 2004 yılından itibaren telekomünikasyon
sektöründe serbestleşmeyi sağladık. Sektörü, işletme ve
altyapıya sahip olma açısından serbest rekabete açtık.
Hükümet olarak, en son bilgi ve iletişim teknolojilerini, ülkemizin
sosyo-ekonomik yapısını da dikkate alarak insanımızın yararına sunmanın
gayreti içerisindeyiz. Bilgiye erişimi daha da
kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Toplumumuzun bütün kesimlerinin
bu anlamda eşit fırsatlara sahip olmasını istiyoruz.
Bunun için en gelişmiş teknolojilerden yararlanılması ve
sektörün küresel ekonomiye uyumlu hale getirilmesi üzerinde özenle
duruyoruz. Bu doğrultuda dünyanın çeşitli gelişmiş
ekonomilerinde gerçekleştirilen lisanslama uygulamalarını günü gününe takip
ediyor, dikkatle inceliyoruz.
Coğrafi şartlarımız ve toplumsal ihtiyaçlarımızla uyumlu
uygulama stratejileri geliştiriyoruz.
Biliyoruz ki yapılacak her değişiklik olumlu sonuçlar
doğurmaz. Bu nedenle teknolojik gelişmeleri dikkatle izliyor,
gerekli değişiklikleri yaparken yatırımcı ve tüketicilerimizin haklarını
korumaya azami hassasiyeti gösteriyoruz. Bu bizim, sağlıklı
bir biçimde bilgi toplumu olma vizyonumuzun da doğal bir gereğidir.
Memnuniyetle ifade edebilirim ki bugün Türkiye’de, bilgi teknolojilerinden
en etkin şekilde yararlanılmasını mümkün kılan bir altyapı oluşturulmuştur.
Son yıllarda elde ettiğimiz kazanımlarla istikrar içinde büyüyen, küresel
ölçekte rekabet gücünü artıran, bilgi toplumuna dönüşen bir ülke haline
geldik. Bugün artık kopenhag kriterlerini karşılayarak Avrupa
Birliği ile müzakere sürecini başlatmış bir Türkiye var.
Değerli Dostlar... Ülkemiz, genç ve dinamik bir nüfusa
sahip... Yeni nesiller, en ileri teknolojiyi kullanarak hatta
bu teknolojiyi geliştirerek telekomünikasyon sektörünün dinamizmi içinde yer
almak istiyor.
Bu doğrultuda, teknoloji geliştirme merkezleri kurarak,
AR-GE çalışmalarını destekleyerek, AR-GE harcamalarına vergi istisnaları
getirerek bu alana yeni bir dinamizm kazandırmamız gerekiyor.
Yine bilgi teknolojileri alanında çoğunluğunu donanım
çalışmalarının oluşturduğu mevcut pazar yapımızın, yazılım ve katma değerli
hizmetlerle ilgili payını artırmak zorundayız.
Bunu küresel ölçekte gerçekleştirmenin son derece güç
olduğunun farkındayız.
Bilgiye erişimin sınır tanımadığı günümüzde, bu alandaki
insan gücümüze hem yurtiçinde, hem de yurtdışında istihdam alanları açma
gayretindeyiz.
Bu hedefe de, sadece teknoloji transferiyle ulaşamayız.
AR-GE çalışmalarını, yenilik üretecek, uygulanabilir
sonuçlar alacak şekilde tasarlamak zorundayız. Onun için biz,
teknoloji geliştirmeye yönelik girişimciliği özendiriyoruz.
Yeni yöntemler geliştirerek verimliliği ve kârlılığı artırmayı, mevcut
pazarları büyütmeyi ve yeni pazarlar oluşturmayı hedefliyoruz.
Yenilikçi düşünceleri destekliyoruz. Özel sektörümüzün
araştırma merkezleri kurma girişimlerini teşvik ediyoruz.
Hükümet olarak bu konuda özel sektörümüze her türlü desteği sağlamaya devam
edeceğiz. Bilim, teknoloji ve yenilik kültürünün toplumun her
kesiminde geliştirilmesine yönelik çalışmalarımızı da planlı bir biçimde
sürdürüyoruz.
Gerek kamuda, gerekse özel sektörde, yerli yada yabancı
araştırmacı istihdamının daha da artırılması için gerekli her türlü imkanı
sağlayacağız.
Değerli Katılımcılar… Hükümet olarak üzerinde
en çok durduğumuz konulardan biri de, alternatif altyapı ve hizmet sunumuyla
bilgiye daha etkin, daha hızlı, daha güvenli ve daha makul maliyetlerle
erişilmesini sağlamaktır.
Son yıllarda ülkemizde çok yönlü değişim yaşanmıştır.
Bu süreçte telekomünikasyon, bilgi ve iletişim hizmetlerinde
alternatif altyapı kullanımıyla ilgili yoğun açılımlar da sağlanmıştır.
Evet, Türkiye’de halen, elektronik haberleşme hizmetlerinde vergi oranı
yüksektir.
Bunun bilgi toplumuna dönüşme yolundaki hızlı ilerlememizi
aksatmaması için, vergi yükünün kademeli olarak azaltılması yönünde
çalışmalara başlamış bulunuyoruz. Amacımız hem bireysel, hem
de kurumsal kullanıcıların telekomünikasyon hizmetlerinden daha fazla
yararlanmalarına imkan sağlamaktır.
Türkiye’de bu alanlardaki düzenleyici otoritelerin,
işbirliklerini artırarak, daha zengin bir içeriği, daha etkin bir altyapıyla
tüketiciye sunmanın gayreti içinde olduklarını memnuniyetle görüyoruz.
Değerli Dostlar… Bugün, küresel gelişmelerin bir gereği
olarak, telekomünikasyon ve yayıncılık alanlarında dünya ülkeleri arasında
yoğun işbirliği sağlanması gerekiyor.
İnanıyorum ki yakın bir gelecekte telekomünikasyonda bir çok
yeniliği yine birlikte başaracak, çok yararlı gelişmelere hep birlikte şahit
olacağız. Bu düşüncelerle Genel Kurulun verimli geçmesini
diliyor, sizleri bir kere daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. |